İslam dini Hz. Muhammed (sav)'e ilk ayetin vahyedilmesinden sonra geçen yarım asırlık dönem içinde, tarihte eşine az rastlanır bir gelişme göstermiştir. İslam'ın Arap Yarımadası'ndan çıkıp tüm Ortadoğu, Kuzey Afrika ve hatta İspanya'ya yayılması, Batı'da yaşayan pek çok insanın da dikkatini bu dine yöneltmiştir. Ünlü İslam uzmanı John L. Esposito'nun ifadesiyle, "İslam'ın ilk yayılışı hakkındaki en etkileyici şey, hızı ve başarısıdır. Batılı akademisyenler buna hayran olmuşlardır."14 Aradan geçen 14 yüzyıl içinde İslam Endonezya'dan Latin Amerika'ya kadar dünyanın her köşesine ulaşmıştır. Bugün Müslümanlar 1 milyarı aşkın nüfusları ile dünya nüfusunun yaklaşık 5'te birini oluşturmaktadırlar ve İslam en hızlı büyüyen din olarak kabul edilmektedir. Özellikle de 11 Eylül'deki terörist saldırıların ardından İslam'a olan ilgi daha da artmış, İslam dininin mesajını anlamanın ne kadar önemli olduğu anlaşılmıştır. (Detaylı bilgi için Bknz. İslam'ın Yükselişi, Vural Yayıncılık, Harun Yahya)

Bugün Müslüman dünyasına bakıldığında İslami uygulamaların geniş bir yelpaze içinde yer aldığını görürüz. Uygulamalardaki farklılıklar toplumların örf ve adetlerine, kültür birikimlerine ve dünyayı algılayış biçimlerine göre şekillenir. Bu çeşitlilik zaman zaman İslam'ı anlamaya çalışan veya İslamiyet üzerine araştırmalar yapan kişilerin yanlış kanaatlere kapılmasına neden olmaktadır. İslam ile ilgili doğru kanaate ulaşmanın tek yolu ise bu farklılıkları bir kenara bırakıp, İslam ahlakının özünün anlatıldığı Kuran'a ve Peygamber Efendimizin uygulamalarına bakmakla mümkündür. Çünkü çoğu zaman söz konusu farklılıklar, Kuran ahlakında olmayan, ancak o toplumun geleneksel değerlerini simgeleyen unsurlar olabilmektedir.

Bir toplumun çoğunluğunun Müslümanlardan oluşması, o toplum içinde alışılagelmiş hareket biçimlerinin, anlayışların ve yargıların tam anlamıyla İslami olduğu veya bunların İslam adına savunulması gerektiği anlamına gelmez. Bir grubun veya toplumun İslam anlayışını değerlendirirken bu gerçeğin göz önünde bulundurulması gerekir. Farklılıklar o kişilerin veya grupların içinde bulundukları koşullara göre yaptıkları yorumlardan kaynaklanmaktadır. Bu yorumların ve çıkarımların doğru olup olmadığı ise ancak, İslam'ı bize en doğru şekilde aktaran kaynağa, yani Kuran'a ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetine bakılarak anlaşılabilir.

Kuran'ı incelemeden, yapılan uygulamaların Kuran'da yeri olup olmadığını bilmeden, İslamiyet ve Müslümanlar hakkında yorum yapılması son derece hatalıdır. Tek bir topluluğun veya toplumun yaşam tarzını ele alarak, İslam'ı anlamaya çalışmak, İslam hakkında kanaat belirtmek ve çeşitli öngörülerde bulunmak kişiyi çok yanıltabilir. Öyleyse öncelikli olarak yapılması gereken gerçek İslam'ın öğrenilmesi olmalıdır. İslam dinini gerçek kaynağından öğrendikten sonra dünyanın farklı ülkelerinde yaşanan modellerin bu kıstaslara göre ele alınması gerekir. İşte o zaman İslam dinini tanıdığını zanneden pek çok kişi belki de hayatında ilk defa gerçek İslam'la tanışmış olacak ve bugüne kadar kapıldığı tüm yanılgılar ortadan kalkacaktır.

MAKALE 7.1: Gerçek İslam

 

Ana Sayfa | Gelin Birlik Olalım | Ortak İnanç Esasları | Ortak Değerler | Barışa Davet
İslam'da Kitap Ehli | Ortak Fikri Mücadele | Radikalizm Tehlikesine Karşı Ortak Mücadele
Son Gelişmeler | İslam Tarihinde Müslümanlar ve Kitap Ehli | İslam'ı Yeni Öğrenenler İçin
Hazreti İbrahim ve Hazreti Lut | Hazreti Yusuf | Hazreti Musa | Hz.Süleyman | Hazreti Meryem
Hazreti İsa Ölmedi | Hz. İsa Allah'ın Oğlu Değildir Allah'ın Peygamberidir | Hazreti Muhammed
Yazar Hakkında | Bize Ulaşın | Diğer Siteler

Bu sitede yayınlanan tüm yazılar, Harun Yahya'nın kitap ve makalelerinden derlenmiştir.